Aylık arşivler: Şubat 2013

Eşimi İkna Etmek İçin Nasıl Bir Yol İzlemeliyim

Eşimi İkna Etmek İçin Nasıl Bir Yol İzlemeliyim

Şunu hiç unutmamalıyız ki, eşim benimle aynı fikirde olmak zorunda değil. Benim istediğimi kabul etmek zorunda değil. Dolayısıyla hayır deme cevabı, o rahatlığı karşımızdaki insana veriyorsak, ikna etmekse eğer kelimenin adı daha rahat ulaşabiliriz. Makul isteklerimizi kendi sebeplerimizi anlatırız, gene ben diliyle, ben hangi sebeple bunu gerek duyuyorum ve istiyorum?  Hayır deme rahatlığını da o insana verdiğimiz zaman ha gerekirse makul bulduğu için gerekirse bizim için bir özverili davranmak için buna evet değil. Ama dediğim gibi buradaki en önemli kelime hayır deme rahatlığını hissediyor olması.

Ben bunu mutlaka istiyorum ve mutlaka bu sonucu ulaşmak istiyorum eşimi ikna etmek istiyorum dediğimiz noktalar varsa da şuna dikkat etmek lazım, benim eşimi zor duruma düşürecek bir talep mi, ona rahatsızlık verecek bir şey mi? Önce bunu eliyorsak, cevabı hayırsa o zaman hani her insanın zaafları vardır, bazı insanlar için özellikle, hepimiz için geçerli ama bazı insanlar için özellikle tatlı dil hani gerçekten önemli bir şeydir. Özellikle erkekler evlerine geldikleri zaman stresli bir ortamdan iş hayatına ekonomik yükün ağırlığından sonra eve geldiklerinde ne sorun olursa olsun Güleryüz görmek istiyorlar. Mesela erkeklerin anahtarı budur. Erkekler güler yüze çok fazla güler yüze çok fazla dayanamazlar. Evdeki huzurun bozulmasını istemezler. Bu bir yöntem aslında. Gerçekten tatlı dil her şeyin anahtarı. Aynı şekilde bayanlarda anahtar noktası ilgi, şefkat ve düşünüldüğünü hissetmek önemli olduğunu hissetmek. Bayanlar da bunları hissettiği zaman bir takım taleplere daha kolay evet diyorlar. Aslında bunlar hani kullanmak değil elbette onun altına özellikle çizmek istiyorum. Zaten her zamanki ilişkimizde olması gereken durumlar ve bu huzuru yakaladığımız zaman karşılıklı o ilgiyi şefkati sapladığımız zaman biraz önce söylediğim gibi en azından eşimizi mutlu etmek için bir şeylere evet dememiz daha kolay oluyor.

https://www.celltrackingapps.com

Calla Çiçeğinin Bakımı Nasıl Yapılır

Cala Çiçeğinin Bakımı Nasıl Yapılır

Calla bitlisi özellikle dinlenme döneminde olduğu kış aylarında aşırı gübre verilmeksizin hafif nemli bir toprakta tutulduktan sonra çiçek açmaya başladığı bahar ayarlarında itibaren eğer bahçede ise normal bir bahçe gübresine devam edilerek, yani diğer bitkilere yapıldığı gibi, ama eğer saksıda ise bunun 15 günde bir gene vitamin takviyesi ile özellikle çiçekli bitkilere uyguladığımız vitamin takviyesi ile gübrelenmesi daha sağlıklı ve iri çiçek açmasını ve çok sayıda çiçek vermesini sağlayacaktır.

Calla bitkisi özellikle çeşitli zararlılara maruz kalmak dışında yani salyangoz zararlısına vb. aşırı sulandığı takdirde gövdesinde değişik mantarların olması ile hastalık belirtisi verir. Bu durumda yapraklar çok hızlı kararak geçerek çiçeklerini açmadığını görürürüz. Bu durumda bir mantar ilacıyla daha kuru bir bölgeyi aldıktan sonra Calayı izlemekte fayda vardır. Aynı zamanda budamamız da yeni gelen sağlıklı yaprakların gösterişli bir şekilde kendisini gstermesini sağlayacaktır. Bozulan yaprakların ve çiçeklerin temizlendikten sonra yaptığımız mantar ilacının akabinde dengeli sulayarak az su vererek hızla canlanmasını ve sürgüne geçmesini sağlayabiliriz. Cala bitkisi özellikle yaprakları zehirli olduğu için çocuklardan uzak tutulmalı ve bakımında eldiven kullanılmalı ve bakımında zehirlenmelere karşı dikkat edilmelidir. Bunun dışında ilaç sanayinde kullanılan da bir bitkidir aynı zamanda.

Cellphone novels are essentially a replication, with a new technology, of a practice that was used https://www.pro-academic-writers.com academic writing services very successfully 175 years ago, she says

Cildimizin Işıldaması İçin Nasıl Bir Bakım Yapmalıyız

Cildimizin Işıldaması İçin Nasıl Bir Bakım Yapmalıyız

Derinlemesine temizlik çok önemli. Kadın veya erkek olsun fark etmez. Erkeklerde ufak bir ayrıntı: yüzde sakal. Sakal traşı. Kadın veya erkek ayırt etmeden şöyle bir şey ile güne başlayabiliriz; derinlemesine temizlik yapan bir temizleyici ile yüzümüzü güzelce yıkayalım. Yıkadıktan sonra gündüz nemlendirici özelliği olan ama bunun yanında yaşlanamayı önleyebilecek özellikleri de varsa tercih etmemiz gereken bir krem yüzümüze sürelim. Arkasından iklim koşulları ne olursa olsun güneş kremini sürmeyi unutmayalım.

Akşam eve geldiğimizde, yüzümüzü yine derinlemesine temizleyelim. Derinlemesine temizlik yapan bir sürü ürün var. Güzelce kurulayalım. Ve kremlerimizi veya losyonlarımızı veya serumlarımızı veya ampüllerimizi yüzümüze uygulayalım. Bunu bir alışkanık haline getirirsek ve her gün uygulamaya çalışırsak inanın bana çok sağlıklı bir cilde sahip olursunuz. Seneler geçer ama cildiniz yaşlanmaz.

Whether you use gmail, hotmail or yahoo, you can send an email to anyone else using spy phone app to http://topspyingapps.com email, regardless of the provider they use

Barda Filminin Gerçek Öyküsü 1997 Yılına Dayanıyor…

barda filminin gerçek öyküsü

Olay ilk ağızdan anlatılmıştır…

17 saat dayak, elektrik, tecavüz Bize bunu yapanlar Rahşan affıyla çıktı
1997 yılında, 18 yaşındaydım ve Ankara’da Şapka Bar’da şarkı söylüyordum. Olayın olduğu apartmana taşınalı henüz 15 gün olmuştu. Bir tarafında Cumhurbaşkanlığı Köşkü, bir tarafında Başbakanlık, diğer tarafında Dışişleri Bakanlığı Konutu ve Mesut Yılmaz’ın evi vardı.
Yani dağ başında değildik. İlk dört daire boş, diğerleri doluydu. O gün üniversiteli iki erkek arkadaşım, akşam yemeğe gelecekti. Aynı gün Mersin’den komşum, 18 yaşındaki A.T.G. bir kız arkadaşıyla Ankara’ya gelmiş ve beni arayıp “Görüşelim” demişti. Onları da yemeğe davet ettim. Beraber yemek yedik, eğlenmeye çıktık. Gece 2’de eve döndük, hemen uyuduk. Sabah 5 civarında gürültüyle uyandık. Eli silahlı, yolda yürürken korkup karşı kaldırıma geçeceğiniz korkunçlukta 7 adamla burun buruna geldik. Yüzlerinden pislik akıyordu. Sonradan öğrendiğimize göre, apartmanın üst katını tutmuşlar. Kuruyemiş dağıtımı yaptıklarını söyleyen, aslında barlardan haraç toplayan bir çetenin adamlarıymış. Ellerindeki silahları ve bıçakları gösterip,”Napıyorsunuz lan, bizden habersiz karı mı s… burada” diye bağırıyorlardı. Aslında amaçları para alıp gitmekti. Kızları görünce kalmaya karar verdiler. Hepimizi odanın duvarına dizdiler, ellerine geçirdikleriyle dövmeye başladılar. Sopayla yorulduklarında tekme atıyorlardı. Dövmekten sıkılmışlardı. “Elektrik verelim lan bunlara” demeye başladılar. Dayaklardan çığlık atacak halimiz kalmamıştı, elektriği yiyince avaz avaz bağırdık. Bu da yetmedi. İçlerinden biri elindeki bıçakla penisimi kesmek üzereyken, en gençleri ve kötünün iyisi Murat Gökgöz müdahale etti. Beni kurtardı. Yine de vücudumun her yeri bıçakla kesildi, hálá izlerini taşıyorum.

Bir yandan içiyor ve uyuşturucu alıyorlardı. İlk üç saat çığlığımız hiç dinmedi. “İmdat bizi öldürüyorlar” çığlığı attıkça, kahkaha atıp “Biz Allahız, kimse dokunamaz” diyorlardı. O kadar bağırmıştık ki, nasılsa birileri duyup polisi aramıştır, diye umutlanıyorduk. Fakat ne gelen vardı ne de giden. 17 saat boyunca kimse yardımımıza gelmeyince “Adamlar haklı, gerçekten bunlara kimse dokunamıyor herhalde” diye düşünmeye başladık. Bugün bile aklım ermiyor: O çığlıkları bir Allah’ın kulu duymadı mı? Kırık kapıdan hiç mi ses çıkmadı dışarı? Duyup, polisi aramayanları affedemiyorum.

Birkaç saat sonra erkek arkadaşlarımızdan Ş.Ş, kaçmayı başardı. Peşinden silahla gidip, herkesin ortasında onu geri getirdiler. Hatta o sırada bir nakliyat kamyonunun şoförü, eli silahlı adamı gördüğünde “Naber abi yine mi kurban kesiyorsunuz” diye gülmüş.

Hepimizi öldüresiye dövdükten sonra, 18 yaşındaki A.T.G.’yi diğer odaya götürüp tecavüz ettiler. “Bakireyim, yalvarırırm beni bırakın” diye ağladı ama dinlemediler. Sonra da kocasından yeni boşanmış ve dört yaşında bir kızı olan 23 yaşındaki N.K.’ya tecavüz ettiler. O da, “Dört yaşında kızım var, ne olur beni ona bağışlayın” diye yalvardı, dinlemediler. Kızların ikisine de 17 saat boyunca defalarca tecavüz ettiler. Yalvarmaları hálá kulaklarımda.

İçkileri bitince beni karşıdaki Tekel bayiine içki almaya yolladılar. “Polise haber verirsen kızlardan birinin kafasını uçururuz” dediler.

barda filminin gerçek öyküsü zanlılar

GÖRENLER POLİSİ ARAMADI
Dükkándakilerin her yerimin kan revan içinde olduğunu görünce polisi arayacağını düşündüm. Adam beni süzdü. “Yalvarırım polise haber ver, ne kadar para istersen veririm, senin de çocuğun vardır” dedim. Cevap “Başımı belaya sokamam” oldu. Sonradan öğrendiğime göre, olay ortaya çıktıktan sonra, polisler o adamın kırılmadık yerini bırakmamış.

Ağlayarak eve döndüm. Zorbalar, “Arabaya atıp bir yere götürüp orada mı öldürsek, yoksa öldürüp cesetleri bir yere mi taşısak” tartışması yapıyorlardı. Akşam saat 21.00’e yaklaşırken İbrahim Ural, en sessizimiz Ş.Ş’nin kafasına silah dayayıp “Yürü” dedi. Öldüreceklerini sandım “Nereye” diye sordum. Ş.Ş’yi bırakıp, “Sen gel o zaman” dedi. Apartmanın bodrumuna götürdü. “Buraya kadarmış, öldürecek” diye düşünürken bana tecavüz etti. Tekrar yukarı çıktığımızda, herkese “S… herifi” deyip beni koltuğa fırlattı.

KAÇIP POLİSE GİTTİM
Sonra yanıma oturdu, tişörtümün içinden göğüslerime doğru elini soktu. O sırada, “Bana bir duble rakı verin” diyerek herkesi şoke ettim. Bir dikişte içtim, ikincisini istedim. “Oh, oh keyiflendi bak, madem şarkıcısın bize şarkı söyle” dediler. İstedikleri türkünün iki dizesini mırıldanıp, İngilizce şarkıya geçmiş gibi yaptım. Arkadaşlarıma “I will run away, don’t afraid” (Kaçacağım, korkmayın) dedim. Kaş, göz işaretiyle “yapma” dediler. Üçüncü dubleyi istedim. Dört ve beşinci dubleleri kendim aldım. 10 dakikada beş duble içmiştim. Tecavüz edip, 17 saat dövüp rahatlamış olmalılar ki, bizimle “Memleket nere” muhabbetine geçmişlerdi. Altıncı duble için ayağa kalktığımda saat 23.00 civarıydı. Muhabbet koyulaşmıştı. Kırık kapıya iyice yanaştım, dışarı çıktım, bardağı bırakıp merdivenlerden aşağı koşmaya başladım. Caddeye çıktığımda ilk gördüğüm arabaya kendimi atıp, “Gaza bas abi, polise” dedim. Karakol 3 dakikalık mesafedeydi. Nöbet değişim saatiymiş, olması gerekenden daha fazla polis vardı. Beni kan revan içinde görünce donakaldılar. “Ne oldu sana” dediklerinde “Sabah 5’ten beri işkence görüyoruz, arkadaşlarım hálá onların elinde, silahlılar” deyince beni de arabaya atıp, çok kalabalık bir grup polisle eve gittik. Evin etrafını sardılar ve diğerlerini de kurtardılar.

Mahkeme devam ederken, bir araba önümde durdu. Daha önce hiç tanımadığım ünlü bir mafya babasının adamları beni arabaya bindirdi. Korkmuyordum çünkü başıma gelebilecek en kötü şeyler gelmişti. Daha kötüsü ne olabilirdi ki? Mafya babası babacan tavırla bir kadeh viski ikram etti. Elime bir telefon tutuşturdu. “Öldür dersen, hattın ucunda bekleyenler, size bunları yapan adamların hepsini içeride öldürecek” dedi. Bir saat düşündüm. Bize biraz daha iyi davranan Murat Gökgöz hariç hepsinin öldürülmesinden yanaydım. İkinci saatte, bana tecavüz eden İbrahim Ural, en acımasızları Murat Yıldırım ve Murat Kandemir’in öldürülmesini düşündüm.

Bir türlü karar veremiyor, ağlıyordum. Onlar karar vermem için sıkıştırıyordu. Birden bu kararı benim veremeyeceğimi, o kadar cani olamayacağımı düşündüm. Bize bunu yapanlar insan değildi ama biz insandık. Daha sonra olayı Ş.Ş’ye anlattım. İyi ki yapmadın, dedi. Sonradan öğrendiğimize göre Murat Gökgöz hariç hepsi içeride tecavüze uğramış.

CİNSELLİĞİMİZİ SORGULADILAR
Olay ortaya çıktıktan sonra, Ankara’da barlarda şarkı söylediğim için gece fotoğraf çeken bütün fotoğrafçılardan benim sahnede ibne gibi giyinip süslenmiş fotoğraflarımı aradılar. Bulamadılar tabii. Olaydan sonra en ağırıma giden, en entelektüellerinin bile, “Çocuk zaten eşcinselmiş” demesi oldu. Herkes manidar şekilde “Niye siz” sorgulamasına başladı. Bizden öncekilere neden olmuşsa, bize de o yüzden olmuştu. Sanıklardan biri, 11 yaşındaki erkek çocuğa tecavüzden sabıkalıydı. Çocuk neden tecavüze uğramıştı? Olayı manidar şekilde sorgulayan herkesin başına Allah aynısını versin. “Tecavüze uğrayan sen miydin” dediklerinde bir hafta bunalımdan çıkamazdım. Şimdi rahatım. Ne yüzümü gizliyorum, ne adımı. Utanması gereken ben değil, onlar ve onları hapisten çıkaran politikacılar.

MAĞDURLAR NE HALDE?

Tunç Erden Yakar

28 yaşında. Olaydan sonra İngiltere’ye gitti ve üniversite okudu. Türkiye’de can güvenliği olmadığı gerekçesiyle Hollanda vatandaşlığına kabul edildi. Şimdi İstanbul’da reklam şirketi sahibi.

A.T.G

28 yaşında, küçük bir kasabaya yerleşti. Yalnız kalamıyor. Her yıl birkaç kez intihara teşebbüs ettiği için yanında sürekli birileri var.

O.Y

29 yaşında. Olaydan kısa süre sonra büyüdüğü ülkeye, Almanya’ya geri döndü.

Ş.Ş

29 yaşında. Tunç Erden Yakar’ın yardımıyla Hollanda’ya yerleşti.

N.K

33 yaşında. Kızıyla birlikte, geçmişini kimsenin bilmediği küçük bir kasabada, incik boncuk satarak hayatını kazanıyor. Kızının varlığı sayesinde hayatta kalma gücü buluyor.

Not; Olayda adı geçen gizemli Mafya Babası Sedat Peker’dir.

SEDAT PEKER’İN SUNUCUYU BOZDUĞU AN

There is also no way to look at the tracks anti spy mobile free https://spyappsinsider.com/ that are hot, like you can do in the site

Fotoğrafta Pozlama Nasıl Yapılır?

fotoğraf pozlama nasıl yapılır

Kameramız birçok çekimleri rahatlıkla birçok creative çekim tekniklerini uygulayabilecek bir kamera. Peki nasıl kullanacağız? Kameramızın üzerinde enstantane öncelikli yani TV ya da S, diyafram öncelikli AM ya da A ya da manuel diye farklı modlar var. Tabi ki aklınıza şu gelecek. Hangi modu nerede kullanacağım. Eğer hareketli bir objeyi dondurma ya da ona creative bir etki vermek istiyorsanız kameranızı TV s moduna alıp doğru bir enstantane değeri vermenizi her zaman için bekleriz.

Eğer sorun alan derinliği ise yani netlik yapmış olduğunuz yerin önü ve arkasındaki netlikse o halde kameranızı AV yani diyafram öncelikle kullanmanızı tavsiye ederim. Eğer bunları kullanmayı çok iyi biliyorsanız, bir de kameranızın üzerinde manuel diye bir mod vardır ki her iki tarafı da kullanma hakkı verdirir size. O modla çekim yapmanızı tavsiye ederim.

The associated https://writemypaper4me.org press has reported that an estimated 1

Off-Road Nedir? Nerelerde yapılır?

off-road nedir. nerelerde yapılır

Off-Road kelime anlamı olarak yol dışı anlamına gelir. Yol dışı ilk önce off-road askeri amaçlar ve ihtiyaçtan doğmuş bir olgudur. İlk başta ordular bu işe ulaşamadıkları noktalara ulaşmak yol olmayan noktalara ulaşmak içni arazi araçlarını imal etmişler ve kullanmışlar. Daha sonra bu ihtiyaçlar için çeşitli şantiyelerde yol dışı uzak bölgedeki şantiyelerde yol olmayan bölgelerde kullanılmak için kullanılarak geliştirilmiş daha sonra da günümüzde artık bu bir spor olgusu haline gelmiş. İnsanlar hobi, zevk ve müsabaka için off-roadu kullanır hale gelmiş.

Off-road biraz önce de söylediğim gibi yol olmayan her yerde yapılabilecek bir spor. Günümüzdeki anlamı artık, ihtiyaçtan doğmuş ama günümüzde spor olgusu halini almıştır. Hobi olgusu halini almıştır. Yol olmayan veya bozuk yolda normal binek otomobillerin ulaşamayacağı özel teçhizatlı arabalarla araçlarla yapılan bu işlemin genel adına Off-Road diyoruz.

It is part of a larger trend, called the this blog maker movement, which promotes education through tinkering and creating